Melezleme ve Islah

Ülkemizde karides hobisi hızla yayılmakta ve bilgi seviyesi de aynı hızda artmakta. İhtiyaç duyulan bilgi de "nasıl beslerim" den nasıl "ıslah ederim" , "nasıl yeni bir varyasyon çıkarırım" a kaymaya başladı. Bu konulara daha önce kısa kısa değinmiştik fakat yeterince okunmadı. Bu yazıyı okunacağını umarak yazıyorum.

Karideslerde 2 tür üretim metodu bulunmaktadır.
-Seçici eşleme "ıslah"
-Çaprazlama "crossbreeding"

İlk olarak seçici eşlemeyi ele alalım;
Seçici eşleme aynı türden karideslerin bulunduğu akvaryumda renk ve form olarak en iyilerinin seçilip üretime sokulması işlemidir. Islahda ya en iyiler seçilip ayrı tankta üretilir ya da kötüler ( ıslah planına uygun olmayanlar) mevcut tanktan çıkarılır.
Seçim gurubundan varyete çıkarmak (yeni renk varyasyonları) daha zordur ve uzun zaman gerektirir. Yavrular içinde farklı renk formlarını çok az da olsa gösterenler seçilir ve üretime alınır. Seçim gurubundaki karidesin türünde hali hazırda bulunan fakat çekinik olan renk pigmentleri bir süre sonra yavrularda ortaya çıkabilir. Hobici bu aşamada iyi gözlem yapmalı ve ıslah yönünü seçmelidir. Çekinik renkleri ortaya çıkarmak için doğru bireyler seçilerek ıslah tankına alınmalıdır. Islah tankında seçilen karideslerde ıslah planına uygun olmayanlar çıkarılıp plana uygun olanlarla üretime devam edilir. Amaca ulaşıldığında yani çıkan tüm yavruların ıslah planına uygun renklerde olması sonucunda sabitleme için ıslaha en az 4 5 nesil daha devam edilmelidir. Islahın her aşamasında uygun olmayan yavrular ıslah tankından çıkarılır. Ayrıca malformasyon gözlenen yavrular da üretime sokulmamalıdır.
Islah sırasında ölüm oranları, çıkan yavruların üreme etkinliği ve malformasyon oranları iyi gözlenmelidir. Bu gibi negatif etkiler artıyorsa ıslaha devam edilmemeli yeni bir kan ile baştan başlanmalıdır.

Selektif üretimin sonuçları nelerdir?
- Homozigosite artar : Mevcut karakteristik genlerin ıslah sonucu işlevini yitirmesi, yok olması şeklinde tanımlayabiliriz. Seleksiyon sonucu baskın olan genlerin bastırılıp çekinik genlerin ortaya çıkarılması ve arttırılması bazı hastalıkların ortaya çıkmasına, canlının bağışıklık sisteminin etkin çalışmamasına ve benzeri bir çok probleme sebep olabilir.
- Fenotip giderek tek düze hale gelir : Fenotip kısaca dış yapı anlamına gelmektedir. Islah sonucu karidesin dış görünüşü sabitlenir. Islah planında istenen sonuç da budur.
- Aynı soydan çiftleştirme sonucu ortaya çıkan problemler.
Aşağıdaki çizimde ıslahı kısaca anlatmaya çalıştım. Uzun ıslah sürecini tabii ki F4 gibi yakın bir nesile sığdırmak mümkün değildir. Çok daha uzun sürebilir.

Çizimdeki terimler
r-RCS : Seçim gurubunu temsil etmektedir. Temsilen kiraz karides düşünülmüştür.
r / rr / rrr : Çıkan yavruların renk kalitelerini küçük r harfi ile kodlamaya çalıştım. Tek "r" harfi en düşük kalite, üç "rrr" harfleri yavrulardan en yüksek kaliteli olanları temsil etmektedir.
r2 / rrr3 / rr2 : Küçük "r" harflerinin yanındaki sayılar nesili temsil etmektedir. 2'inci nesil, 3'üncü ve 4'üncü gibi.
F1 / F2 / F3 : Nesil guruplarını temsil etmektedir. Örneğin "F3" 3'inci nesil..

Çaprazlama
Ülkemizde bir çok karides hobicisinin sonucunu merak ettiği üretim tekniğidir. Birbiri ile eşleşebilen farklı karides türlerinin eşleştirilmesi durumuna çaprazlama diyoruz. Melezleme çoğunlukla genetik varyanslar çıkarmayı hedefleyerek ya da spesifik olmayan genel genetik ve fenotipik varyasnları arttırmak için yapılır.

Çaprazlamanın sonuçları
- Heterozigosite artar : Heterozigot belli bir allel çifti ya da allel bakımından birbirine benzemeyen bireylerin kromozomlarını bulunduran bireye denir. (Allel: Genin belirli bir bölgesinde bulunan alternatif formlardan her biri.)
- Farklı fenotipler ortaya çıkar.
- Melez gücü : Çaprazlanan farklı iki türün yavrularının ebeveynlerine göre daha üstün özellikler gösterme derecesidir. Melez azmanlığı da denir. Seçici melezleme tekniklerinin sonuçları hala tartışma konusudur.
- Kısırlık : Çaprazlanan farklı iki türün yavrularının üreyememe durumudur.
Yazının devamında "çaprazlama" konusunu detaylı olarak inceleyeceğiz. Öncelikle bazı terimleri ve genetik hakkında bilgileri öğrenmemiz gerekli.

Genetik kodlar
Genetik bilgiler ebeveynlerden yavrulara geçerler. Genetik kodun dili yaşamın temel bilgisini ya da programını içerir. Genel bilgilerin bir kuşaktan diğerine geçmesini sağlar. Genetik bilginin dili bakteriden insana kadar tüm canlılarda aynıdır. Genetik kod DNA (Deoksi ribonükleik asit) üzerinde kodlanmıştır. Sadece 1 gram DNA yaklaşık olarak 700 terabayt bilgi içerebilir.
Genetik dilinin sadece 4 harfi bulunur. Bunlar adenin guanin sitozin ve timindir. Bu dört bazın 3lü kombinasyonu 64 olası kodon oluşturur. Bunlar 20 standart aminoasidi kodlar. Bu aminoasitler de birleşerek proteinleri oluştururlar.
Yani baz dizileri proteinleri oluştururlar. Bu baz dizilerinki ufak bir değişiklik genetik değişikliklere ve yeni protein kodlarına sebep olur. Böylelikle canlı organizmada farklı karakteristik özellikler ortaya çıkar. Bu karakteristik değişimler bazen gözle görülür şekilde ortaya çıkar. Farklı renk ve desenler karideslerde verilebilecek en basit örneklerdir. Ebevenylerde baskın halde bulunan renk ve desenler melezleme sonucu yavrularda ortaya çıkabilir.
Örnek:" Taiwan bee" ve "tangerine tiger" karideslerde sırtlarında normalde boylamasında şerit görülmez. Bu ikisi melezlediği taktirde çıkan yavrularda çoğunlukla bu şerit gözlemlenmiştir.


Mendel Yasası
Kalıtım biliminin öncüsü Gregor Mendel bezelyeler üzerinde yapmış olduğu çalışmalarının sonuçlarını 1865'te yayınladığı "Bitki Melezleri Üstüne Denemeler" isimli eserinda yazması ile genetiğin kurucusu olarak kabul edildi.
Çalışmalarını yaptığı dönemde kromozom ve genlerin varlığı bilinmemesine rağmen, özelliklerin "faktör" adını verdiği birimlerle nesilden nesile aktarıldığını söyledi. Bugün bu birimlere,
"gen" denmektedir.
İki özelliğin bir araya gelmesi sonucunun bir karakteristik ortalaması olabileceği düşünülebilir. Bazı saf karakterlerin birleşmesinden, gerçekte de bu sonuçlar alınabilir; ama Mendel'in deneylerine göre, iki saf karakterin çaprazından, mesela uzunluk ve kısalıktan melez uzunlar çıkmaktaydı. Uzunluk karakteri, kısalık karakterine baskın olduğundan sonuçta melez bireyler uzun görünümdeydi. Bu tip iki uzun melezin çaprazı sonucunda ise, % 25 oranında saf uzun, % 25 saf kısa, % 50 melez uzun çıkmaktaydı. İki eş saf özellik çaprazlandığında, sadece bu saf özellik ortaya çıkmaktaydı. Mendel kanunlarının esası buna dayanmaktaydı.
Mendel'in bundan sonraki işi, iki farklı karakterli bitkiyi tozlaştırdığında ne olacağını görmekti. Buna uygun olarak bir uzun ve bir kısa ebeveyn bitki seçti. Uzunundan çiçek tozu alarak kısanın dişicik borusunun üzerine serpti. Kısa bitkide tohumlar olgunlaştığında çaprazlamanın sonucunu keşfetmek için tohumları ekti. Acaba yeni bitki kısa ebeveyne mi, uzun ebeveyne mi benzeyecekti? Yoksa her iki ebeveynin karakterinin tesiriyle orta uzunlukta mı olacaktı? Üreyen fidanların hepsinin, çaprazlamayı yapmak için çiçek tozu aldığı bitkiler gibi uzun olduğunu gördü.

Mendel'in ikinci adımı, hangi bitkinin farklılığa sebep olduğunu bulmaktı. Çiçek tozunu kullandığı mı, yoksa üretimde tohumlarını kullandığı bitki mi? Buna uygun olarak tozlaşma işlemini ters tatbik ederek polen için kısa bitkileri, tohum üretimi için de uzun bitkileri kullandı. Sonuçlar önceki gibi olup bütün yavru bitkiler uzun meydana gelmişti.

Mendel sonra diğer karakterleri çaprazlayarak deneyler yaptı. Sarı tohumlu bitkilerle yeşil tohumlu bitkileri çaprazladı. Çaprazlamanın birinci dölünde (F1 dölünde) hepsinin sarı tohumlu olarak ürediğini gördü. Bunun gibi yuvarlak tohumlu türlerle buruşuk tohumluların çaprazlamasından yuvarlak tohumlular üretti. Mendel yedi farklı karakteri tahlil edene kadar çaprazlama deneylerini tekrar etti ve şaşırtıcı sonuçlar elde etti. Çaprazlama döllerini dikkatle takip ederek birinci çaprazlamada kullandığı ebeveyn bitkileri "P" olarak adlandırdı. Adı geçen dölün çaprazlama sonucuna (ürününe) F1 olarak ad verdi. F1 ilk evladı temsil ediyordu. İki uzun bezelyenin F1 döllerinin çaprazlamasıyla, F2 dölünü (torunları) üretti. Üretimde önceki yolu takip etti. Her ikisi de uzun olan iki F1 bitkisi seçti. Onları çaprazlayarak tozlaştırdı ve F2 dölünü vermesi için tohumları dikti. Bu çaprazlamanın sonuçları gayet dikkat çekiciydi. Bitkilerin bazıları uzun olmasına rağmen diğerleri ise kısaydı. İkisi arası uzunlukta (orta boy) hiçbir bitki meydana gelmemişti. Üretilen bitkilerin 3/4'ü uzun, 1/4'ü ise kısa idi. F2 dölünde kısa bitkilerin tekrar ortaya çıkışı Mendel için büyük bir anlam taşımaktaydı. Demek ki F1 bitkileri görünmeyen kısalık karakterine sahipti. Diğer karakterlere sahip olan F1 neslinin çaprazlamalarıyla da aynı sonuçlar elde edildi. Sarı tohumlu ile yeşil tohumlu ebeveyn bitkileri (P) birbirleriyle çaprazlandığında F2 dölünde 3/4 oranında sarı ve 1/4 oranında yeşil bezelyeler üredi. Mendel bu sonuçlardan "Dominantlık Kanunu"nu kurdu.

Mendel'in ikinci kanunu olarak bilinen Dominantlık (Baskınlık) Kanunu açık bir ifade ile şöyle tanımlanabilir: "Aynı genetik yapıya sahip iki benzer melez çaprazlandığında meydana gelen dölde, ana-babadan gelen karakterler belirli oranlarda (baskın karakter % 75, çekinik % 25) ortaya çıkar."

Eştiplilik (izotipi) Kanunu
Bu kanun, çeşitli kalıtsal karakterlerin faktörleri (genler) tarafından kontrol edildiğini ve bu faktörlerin çiftler halinde bulunduğunu ifade etmektedir. Mendel'in yaşadığı zamanda gen ve kromozomlar bilinmediği halde onun "Eştiplilik Kanunu" bugün genetiğin temel kurallarını meydana getirmektedir. Eştiplilik (İzotipi) Kanunu açık bir ifade ile şöyle tarif edilebilir: "Birer karakteri farklı iki saf (homozigot) ırk çaprazlandığı zaman meydana gelen F1 dölünün bireylerinin hepsi melez ve birbirine benzer olur." Uzun saf bezelye ile kısa saf bezelyelerin çaprazlanmasından % 100 uzun melezler meydana gelir.
Mendel uzun F1 dölü bitkilerinin saf uzun ebeveyn bitkileri gibi olmadıklarını ortaya çıkardı. Bu bezelyeler görünmediği halde kısalık faktörünü taşımaktaydılar. Bu faktör bir sonraki dölde tekrar ortaya çıkacaktı. Bu muhakeme, onun kalıtımın ikinci kanununu, yani Baskınlık (dominantlık) Kanunu'nu keşfetmesine öncülük etti. Bu kanuna göre, çiftler halinde bulunan faktörlerden (genlerden) biri diğerini maskeleyebilir veya varlığını göstermesine mani olabilir.
Ayrıca Ronald Fisher 1918'de yayınladığı bir makale ile nüfus içinde gen çokluluk dağılımlarının hesaplanmasi için difuzyon denklemlerini kullanması modern niceliksel genetik biliminin doğumu sayılmaktadır. Genetik bağlantıların ve genetik çoklulukların maksimum olabilirlik ile kestirimi üzerinde ilk çalışmaları yapmıştır. Genetik değişimde bir çok genin birlikte çalıştığını ortaya çıkarmıştır.

Baskınlık (Dominantlık) Kanunu
Bahçe bezelyelerinde olduğu gibi, uzunluk bir çift gen tarafından kontrol edilir. Uzunluk geni kısalık genine baskındır (dominanttır). Kısalık genine çekinik (resesif) denir. Mendel'in çaprazlamalarında ebeveynin biri saf uzun olup, her iki uzunluk genine de sahipti. Diğeri de saf kısa olup, her iki kısalık genine sahipti. Bunların çaprazlama ürünü olan F1 dölünün bireylerinin hepsi uzun, fakat melezdiler. Bunlar bir uzunluk ve bir kısalık geni taşımalarına rağmen, uzunluk geni kısalık genine baskın olduğundan uzun olarak ortaya çıktılar. Mendel, çalışma sonuçlarını tablolar halinde göstermeyi başardı. Günümüzde her karakter en az iki genle ifade edilir. Genetikte her gen bir harf ile temsil edilir. Dominant (baskın) genler büyük harfle, resesif (çekinik) genler aynı harflerin küçükleri ile ifade edilir. Eğer uzunluğu T harfiyle gösterirsek, saf uzun bitki TT olarak yazılacaktı ve uzunluk karakterinin her iki geni böyle gösterilecekti. Büyük T, uzunluğun zıt karakter olan kısalığa baskın olduğunu ifade etmektedir. Aynı usulle, küçük t, kısalığı temsil etmektedir ve yalnız başına saf kısa, tt olarak gösterilecekti. Bu özelliği heterozigot olarak taşıyan birey ise Tt olarak gösterilir ve fenotipte T özelliğindedir (uzun boyludur).
Ayrılma (Segrasyon) Kanunu
Mendel Ayrılma Kanunu adı ile kalıtımın üçüncü kanununu kurdu. Bu kanuna göre, bir melezde bulunan gen çiftleri birbirinden bağımsız ayrılarak gametlere gider. Bu demektir ki, gen çiftinin bir tanesini bir gamet, diğerini ise başka bir gamet taşır. Ayrıca bir melezde, dominant genle beraber bulunan resesif gen değişmez. Eğer melezin sonraki döllerinde, iki resesif bir araya gelirse resesif karakter tekrar ortaya çıkar.
Mendel'in uzun ve kısa bezelyeleri çaprazlayarak elde ettiği aynı sonuçlar kobayların renk verasetinde de ispatlandı. Bu durumda siyah renk, beyaz renge dominanttır. Saf bir siyah kobay BB ile, saf bir beyaz kobayı bb çaprazladığımızda ne olacağını görelim. F1 dölünde bütün bireyler (yavrular) siyahtır. Genetik yapılarında ebeveynlerden farklılık arz ederler. Çünkü onlar melez siyahlar Bb'dir. İki melez çaprazlandığında F2 dölü 1/4 oranında saf siyah BB, 1/2 oranında melez siyah Bb ve 1/4 oranı saf beyaz bb olarak gözükebilir. F1 dölünün iki melezi Bb arasındaki çaprazlamadan ortaya çıkan F2 dölü, dağılım gösterir.

Sewall Wrigt'ın "genetik sürüklenme" konusuna da kısaca değinmemizde fayda var. Genetik sürüklenme evrimsel sürecin temel mekanizmalarından biridir. Bir popülasyonda kuşaktan kuşağa, tümüyle şansa bağlı olaylar sonucu genlerin Bir karakter üzerinde aynı ya da farklı yönde etkili olan iki veya daha fazla genden her birinin sıklıklarının değişimidir.
Genetik sürüklenme, küçük bir grup canlının genetik havuzunda tamamen şans eseri oluşmuş değişikliklerdir. Genetik sürüklenme bir popülasyondaki genetik bir karakteristiğin yok olmasına ya da güçlü olanın hayatta kalmasından ve alellerindeğerinden "bağımsız olarak" yaygın hale gelmesine neden olur. Popülasyonda üremeyi gerçekleştiren canlıların sayısı arttıkça, genetik sürüklenmenin etkisi azalır. Bu durum yazı-tura örneğine benzer. Art arda iki kere tura gelmesi doğal karşılanırken 20 kere tura gelmesi tuhaftır. Yazı-tura işlemi tekrarlandıkça, turaların oranı 0.5'e yaklaşır.
Genetik sürüklenmenin etkisi en çok, bir canlı türünün kaderi birkaç bireye bağlı olduğunda ortaya çıkar. Bu duruma "kurucu prensibi" (İng: Founder principle) denir. Göl, ada gibi izole olmuş ortamlara rüzgar veya başka canlıların vücudu gibi herhangi bir vasıtayla ulaşan tohumlar ve hayvan türleri, genellikle ulaştıkları yeni ortamda koloniler oluştururlar. Bu birkaç kurucu bireydeki alellerin görülme sıklığı, genellikle geride bıraktıkları popülasyondaki lokusların çoğundan farklıdır. Bu farklılıklar, yeni ortamda türeyen popülasyon üzerinde uzun süreli evrimsel etkiler yaratırlar. Hawaii Adaları gibi takımadalarda görülen tür çeşitliliğinin, birbirine temas eden anakaralardan fazla olmasının nedeni "kurucu prensibi"dir.

Bu bilim adamlarının araştırmaları akvaryumlarımızda ürettiğimiz canlılara yaptığımız bilinçli biliçsiz müdahalelerin olabilecek sonuçlarına ışık tutmaktadır. 10 karideslik bir kolonide kurucu prensibinin işlemeyeceğini kimse söyleyemez. Elimizden geldiğince doğasına uygun ya da aldığımız kişinin su parametreleri ve diğer önerilerine uygun beslemeye çalışsak da yeni ortam diğer bir çok değişken ile birlikte kolonimize etki edecektir. Kurucu prensibi etkin çalışmadığı taktirde, yani canlılarımız yeni ortamlarına ayak uyduramadıklarında tüm koloniyi kaybedebiliriz.
Çaprazlama konusunda ise Mendel'in melezlemeyi tüm bezelye türlerini bir araya koyup "bakalım ortaya ne çıkacak?" şeklinde yapmadığını, "ne ile neyi melezlediğimde ne çıkacak?" şeklinde denemelerle sonuca ulaştığını görüyoruz. Eşitiplik, baskınlık ve ayrılma kanunları karides melezlerinde de geçerli olan kanunlardır.

Karidesler ve Mendel Kanunu
Karideslerde en iyi bilinen konu homozigot kırmızı kristal karides ile homozigot siyah kristal karidesin eşleştirilmesidir. Kristal siyah ile kristal kırmızı karidesin çaprazlanmasında F1 yavrular siyah çıkacaktır. Siyah renk dominanttır. Bu melezler tekrar siyah kristal ile kırıldığında yavrular yine siyah çıkacaktır. İleri seviyelerde kırmız ve siyah kristal karidesin melezlenmesinden çıkan yavrular kahverengi olabilecektir. Bu melez yavrulara "browny" diyoruz. Aşağıdaki tabloda görsel olarak anlatmaya çalıştık.

Karideslerde seçilim (selektif üretim)
Hepimizin aşağı yukarı aşina olduğu, karideslerin çoğunlukla fenotipik özelliklerini değiştirmeyi/geliştirmeyi amaçlayan üretim şeklidir. Charles Robert Darwin de, şaheser niteliğindeki kitabıTürlerin Kökeni'nde, konuya Yapay Seçilim ile girer; çünkü onun zamanında bilim kitlesinin çok ciddi bir kısmı bitki ve hayvanlarda, özellikle de kuşlarda Yapay Seçilim'i uygulamakta ancak uyguladıkları fenomenin etkilerini tam olarak bilmemekte ya da umursamamaktaydı. Onlar için, sonuçların istedikleri gibi olması yeterliydi. Üstelik Darwin, Doğal Seçilim'i o zamana kadar bu kadar ayrıntılı anlatacak ve bir yasa şeklinde ortaya koyacak ilk kişi olacağı göz önüne alındığında neden kitabına bu şekilde başladığını anlamak gayet kolay olacaktır. Günümüzde ise herkesin Doğal Seçilim'in üç aşağı beş yukarı ne demek istediğini bildiği düşünüldüğünde, sıranın pek de önemli olmadığı anlaşılabilecektir. Zaten artık biliyoruz ki, bu mekanizmaların hiçbirini diğerlerinden ayırmak mümkün değildir, bu yasalar, canlılar üzerinde bir bütün olarak işlerler ve canlıların değişimini sağlarlar.

Bildiğiniz üzere her canlı, anne ve babasından birer set gen alır (toplamda bir çift gen setine sahip olur) ve bu genler ona tüm fenotipik özelliklerini ve çok daha fazlasını verir. Yani gelişim sırasında ve sonucunda, genetik olarak aldığı ve belki de mutasyonlara uğrayan, değişimler geçiren gen seti, canlının fenotipini (fiziksel görünüşünü) meydana getirir. Selektif üretim sonucu ortaya çıkan yavrular insan müdahalesi dışında kendi içlerinde de seçilime uğrarlar. Güçsüz, hastalıklara karşı dayanıksız olan bireyler zamanla ölerek kendilinden elenmiş olurlar. Kimi zaman da kısır bireyler ortaya çıkar ve yeni nesillere gen aktarım yapamazlar. Başarılı olanlar ise tekrar seçici üretim yapan kişi tarafından selekte edilir. Çoğunlukla fenotipik özelliklere bakılarak amaca uygun bireyler üremeye alınır. Seçilimde sadece renk ve desene bakmak doğru değildir. Seçilen bireylerin renkleri ve desenleri güzel de olsa çeşitli malformasyonlar gözlemlenebilir. Bu karidesler renk ve desen olarak amaca uygun da olsa üretime alınmamalıdır.

Gen akışı (Farklı türlerin melezlenmesi)
Pinto, tibee, taitibee ve ismi konulmamış bir çok melezlede gen akışından söz etmek mümkündür. Gerek doğada farklı ortamlarda yaşayan, gerekse akvaryum ortamında uzun seleksiyonlar sonucu türleşmiş (twbee) karidesler arası melezlemeler gen akışını sağlar. Bu gen akışı sürekli bir çeşitlilik sağlar ve yapay ve akvaryum ortamındaki doğal Seçilimin işleyebilmesi için malzeme yaratır.
Gen akışı, temel olarak, henüz aralarında türleşme gerçekleşmemiş, yani aynı türlere mensup ancak normal olarak birlikte yaşamayan bireylerin insan müdahalesi ile birbirleriyle üremeleridir. Öte yandan, bir popülasyona ait bireylerin, popülasyondan çıkarılması da gen akışı kapsamında incelenebilir. Bir durumda, daha önceden popülasyonda bulunmayan genler popülasyona girebilirken, diğer durumda popülasyon içerisinde var olan genlerden bir kısmı popülasyonu terk etmektedir. Bu da çeşitliliği etkilemektedir.

Yönlü Seçilim
Yönlü seçilim ulaşılmak istenen sonuca yönelik yapılan müdahaleler bütünüdür. Bunu bir tablo ile daha anlaşılır şekilde anlatabiliriz.

Elimizde kırmızı Taiwanbee karideslerden oluşan bir akvaryum olduğunu düşünelim. Yukarıda da görebileceğiniz gibi, Yönlü Seçilim sonucunda, orjinal popülasyondaki bir özelliğin dağılımı (genellikle bir çan eğrisiyle temsil edilir), başka bir oryantasyona doğru, yönlü olarak kaydırılır. Yukarıdaki grafikte"ana grup"dan seçilerek eşleşmeye alınan kırmızı yoğunluktaki karideslerin(seçim grubu) ilk yavruları yeşil çandaki gibi olacaktır. Seçilim sonrası ilk aşamalarda ana gruba az da olsa kayma olacak zamanla çan daha da sola kayacaktır.

Sabitleyici seçilim
Sabitleyici seçilim ıslahın ikinci aşamasıdır. Çan eğrisine göre az sayıda çıkan ve amaca yönelik olmayan yavrular(Wine red, red ruby double stripe gibi) akvaryumdan çıkarılarak çanın daha sivri bir şekle gelmesi sağlanır. Az sayıda çıkan bu yavrular çanın uç kısımlarında yer alır. Bu örneği değiştirerek "blue shadow panda" sabitlemesi üzerinde gidelim. Ana grup içinde mavilikler gözlemlenen pandalar seçilerek sabitleme grubu oluşturulur. Sabitleme grubunu oluşturmak bir kaç nesil sürebilir. Bu aşamada yönlü seçilimdeki aşamalar gerçekleştirilir. Mavilikleri daha az çıkan yavrular popülasyondan uzaklaştırılır. Nihai sabitleme grubu oluşturulduktan sonraki evre bir kaç nesil sonra sabitlenmiş gruptur.

Bozucu Seçilim
Bozucu seçilim çoğunlukla istemsiz oluşur. Melezlemeler, ıslah, beslenme şekli, popülasyon nüfusu, akvaryum hacmi, akvaryum ısısı gibi faktörler oldukça etkilidir. Bozucu seçilime karideslerin boyutlarını örnek vererek anlatacağız. Aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi çoğunluğu 3 cm olan bireylerden oluşan karides grubu gerek bilinsizlik, gerek kasten yapılan müdahaleler sonucu 2,5 cm ve 3,5 cm'e doğru kaymıştır. Ana gruptaki karidesler olması gerekenden soğukta, sıcakta, gereğinden fazla proteinle, aşırı yoğun nüfus ya da düşük akvaryum hacminde v.s. gibi sebeplerle boyutlarında aşırı büyüme ya da küçük kalma (yanık kalma) gerçekleşmiştir.

Karma kristal karides tanklarında nihai durum
Hobicilerimiz tarafından sıkça sorulduğu için bu konuyu tekrar ayrı bir grafikle anlatma ihtiyacı duydum. Kırmızı ve siyah kristal karidesler birlikte beslendiklerinde bize görsel şölen yaşatıyor olabilirler ama bir süre sonra bu durum biraz değişecektir. Mendel yasası başlığında bahsettiğimiz melezleme durumunu bir de çan eğrisi grafiğinde gösterelim

Yukarıda görüldüğü gibi dominant olan siyaha doğru çan sivrilmektedir. 2 ve 3üncü nesilde (yeşil çan) siyah kristale doğru yönelmiş, sonraki nesillerde çan siyah kristal karidese yakın bir konumda sivrilmiştir. Nihai durumda çoğunluğu browny, bir kısmı siyah ve çok azı kırmızı kristallerden oluşan karma bir akvaryum olacaktır.


KATEGORİLER
Son 5 Üye
Kayıt
muhammed123
16.01.2018
OnurYıldırım
16.01.2018
hüseyincin
16.01.2018
efe
16.01.2018
ufuk
15.01.2018
Forumda son 5 aktif başlık
Gönderen jador » 18.01.2018 15:23
FOTOĞRAF VE VİDEOLAR » Üyelerimizin Akvaryumları
Gönderen orçun » 17.01.2018 15:00
GENEL » Kendin Yap (D.I.Y.)
Gönderen murat nuri » 17.01.2018 08:11
GENEL » Tanışma
Gönderen murat nuri » 14.01.2018 09:55
KARİDESLER » Karides Türleri
Gönderen Ugur.Bigstone » 11.01.2018 00:51
KARİDESLER » Yeni Başlayanlar
Destekçilerimiz